Büyücüler Deresi

6868692_Bu kitabı her yıl Taksim’de yapılan sahaf festivalinden almıştım.  Kapağının, içindeki konu ile alakası bile yok. Bu ürkütücü kapağı seçmelerine bir anlam veremedim. Alırken aklımdan geçen şey daha çok islami korku türünde bir şeyler çıkacağıydı ama beklediğim gibi olmadı.
Yazar daha çok Eksik Elyazması isimli kitabı ile meşhur olmuş. O kitap Dede Korkut Masalları üzerineymiş.
Ötüken Yayınları’nın sitesinden aldığım biyografisini aşağıda paylaşıyorum;
Tam adı Abdullayev Kemal Mehdi oğlu. Azerbaycan Cumhuriyeti’nin milletlerarası, çok kültürlülük ve dini konularda Devlet Danışmanı. Filoloji bilimleri doktoru, profesör, emektar bilim adamı, Nasa’nın gerçek üyesi, Azerbaycan Yaratıcılık Vakfı Başkanı, Bakü Slavyan Üniversitesi eski rektörü (2000 – 2014), dilşünas, edebiyat; Azerbaycan Cumhurbaşkanı yanında Bilgi Vakfı Himayeçilik Konseyi üyesi (18 Temmuz 2014 yılından), Bakü Uluslararası Multikulturalizm Merkezi Himayeçilik Konseyi Başkanı.
Kitapla ilgili yüksek beklentilerim yoktu. Ben bu kitabı fantastik bir eser gözüyle okudum. Alt metni var mı yok mu diye hiç umursamadım. Ne zaman ki oturup bu yazıyı yazmaya başladım o zaman şaşırdım. Çünkü kitap arkası yazısına baktıktan sonra kitabın Hallac-ı Mansur ile ilgili olduğunu gördüm. Sonrasında da dönüp kitabın ön sözünü okudum. Peki neden mi ön sözü daha önce okumamıştım. Çünkü ön sözü yazan insanlar içine mutlaka kitabın tadını kaçıracak bir bilgi koyuyorlar. Burada da Hallac-ı Mansur’dan bahsedilmiş ve yazarın post-modern bir üslubu olduğu söylenmiş. Yazarın Azerbaycan’ın Borghes’i olarak anıldığı da belirtilmiş.
Peki Hallac-ı Mansur kim? Uzun uzun hayatını anlatmayacağım yeterince bilgi var internette. Sadece 800’lü yılların son döneminde yaşamış sufi ve mistisizm akımından olan bir yazar ve şair. “Enel Hak” yani “Ben Hakk’ım” demiş ve özellikle bu sözü sebebiyle öldürülmüştür.
Kitapta üç hikaye var ve bunlar ayrı ayrı ilerledikten sonra bir noktada bağlanıyor. İlk hikaye Şah’ın kervancıbaşısının önemli bir mesele için bir büyücüye ihtiyacı olduğunu öğrenmemizle başlıyor. Bu memlekette büyücüler, Büyücüler Deresi denen bir mekanda yaşıyorlar. Büyücüye ihtiyacı olan bu tuhaf mekana geliyor ve büyü ihtiyacına uygun bir büyücü kiralıyor.  Kervancıbaşının yardımcısı Hoca İbrahim Ağa burada bir büyücü bulup getiriyor efendisinin yanına. Kervancının isteği ise ölmüş babasının ruhuyla görüşmek.
Diğer hikaye ise Şah’ın celladının hayatından bir kesit anlatıyor. Son hikaye ise büyücünün geçmişine dair bir hikaye. Bu hikayede bir Ak Derviş var, Hoca İbrahim Ağa’nın getirdiği büyücü bunun öğrencisi çıkıyor. Ak Derviş, Büyük Ruhani Birliği ulemaları tarafından yargılanıp ölüme mahkum ediliyor. Bu birliğin başında ise Seyit Sarı Esrari var.  Derviş önce dövülüyor, sonra çarmıha geriliyor sonunda da kafası kesiliyor. Seyit Sarı ile dervişin önceden bir hocanın öğrencileri olduklarını ama hocanın bir keşfi sebebiyle fikir ayrılığına düşüp düşman olduklarını da öğreniyoruz.
Burada Ak Derviş Hallac-ı Mansur oluyor. Ancak Seyit Sarı’nın kim olduğunu anlayamadım açıkçası. Okuduklarımdan, önce Cüneyd Bagdadi olduğunu düşündüm, Esrari kelimesi ile ses benzeşmesi var diye ancak Bagdadi Hallac-ı Mansur’un hocasıymış. Sizin fikriniz varsa ve yazarsanız sevinirim.
Genel olarak, kitaba çok kanımın kaynadığını söyleyemem, ama bir şeyler öğrendim ve araştırdım bu açılardan bana faydası oldu. Anlatım sebebiyle bir masal okuyormuş gibi hissettim diyebilirim ama bazı noktalarda akışta kopukluklar da vardı. Yazardan başka bir kitap okur muyum diye kendime sordum. Ve evet okurum özellikle Eksik El Yazması” eseri ilginç olabilir.