Yeni Dizi Arayışları


Geçenlerde burada size The Mentalist dizisini izlemeye başladığımı ve çok beğendiğimi söylemiştim. Mentalist’in tüm bölümleri bitmesin diye oyalanmak için House M.D. seyretmeye başladım, House’u da çok sevince baktım olmuyor o da bitmesin diye Doctor Who’ya başladım. Ama işin kötüsü 10. doktora aşık olunca (sevgilim duymasın) elimdeki bölümler bitmesin diye dizi işine ara vermiştim. Sonra yine sıkıldım tabii bu sefer de Fringe izlemeye başladım, o da 2. sezon itibariyle fena sardı mı beni, yayımlanmış tüm bölümleri izledim rahatladım. Ama kurtlandım yine, yeni dizi arayışına geçtim, bu sefer de Misfits’e sardım, iyi ki de sardım. Konu ne zaman fotoğrafa bağlanacak diye sabırla okuyanlara teşekkür ediyorum. 🙂

Diğer saydıklarımın tersine (Dr Who dışında) bu dizi İngiliz menşeili o yüzden daha farklı bir duruşu var. Temel konunun benzerliği sebebiyle Heroes ile karşılaştırılsa da bunun dışında pek bir benzerlikleri yok. 5 sıradan gencin süper güçler kazanması üzerine gelişen olaylar anlatılıyor diyerek basite indirgeyebiliriz. İlk 2 bölüm biraz durağan gelse de karakterlere alışıp da yakından tanımaya başlayınca zevkle takip etmeye başlıyorsunuz. Uzun uzun şöyle oluyor böyle oluyor şunun süper gücü bu diye anlatmak istemiyorum. Anlatınca tadı kaçıyor zaten. Hatta siz bu yazıyı okuduktan sonra hani birkaç yere daha bakayım demeyin fena spoiler yiyebilirsiniz, ben yaşadım oradan biliyorum. Yalnız +18 bir dizi olduğunu söylemeden geçmeyeyim, İngilizce küfür hazinenizi geliştirebilirsiniz, bol bol olmasa da sıkça sevişme sahnesi var. Yeni ilişkiye başladığınız sevgilinize “Hayatım bak yeni bir dizi buldum çok iyiymiş, haydi beraber izleyelim.” demeyin mahçup olursunuz. En kötü tarafı ise bir sezonun 6 bölümden oluşması ve şu an sadece 2 sezon yayımlanmış olması, ama 3. sezon anlaşması yapılmış. “Off hep aynı dünyayı kurtaran süper kahraman saçmalıkları bıktım yahu!” diyenlerdenseniz bence bir göz atın.

Sevgiler,

Gel Gel Sarışınım


Hah bu başlık da nerden çıktı dediniz belki içinizden. Karşı cinste aradığım bir takım özelliklerden bahsetmek istedim bir anda! İlkokuldayken sarışınları beğenirdim. Yaş ilerleyince sarışın erkekleri çirkin bulmaya başladım. Sonra bir gün Cnbc-e de bir dizi seyrettim ve hayatım boyunca beğeneceğime inandığım iki sarışın adamdan birini gördüm! Simon Baker The Guardian dizisinde oynuyordu o zamanlar. Daha sonra kendisiyle The Red Planet adlı filmde karşılaştım. Aslında film diziden önceymiş bunu da sonradan öğrendim ya neyse. Film hakkında kısa bir bilgi vermeden de geçmeyelim: 2000 yılında çekilen bu film Mars’a iniş yapan ilk astronotların yaşadığı maceraları anlatıyor. Muhakkak izleyin demiyorum ama rast gelirseniz de es geçmeyin bence.The Matrix’in Trinity bacısı da bu filmde oynuyor.

Bu Simon’ı diğerlerinden ayıran, benim için çekici yapan nedir onu bilmiyorum, The Guardian’daki karakteri de sevilecek bir tip değildi mesela. Sanırım bu benim için bir gizem olarak kalacak. Neyse asıl konuya geleyim. 22dakika.org’u takip ediyorum, kısa kısa dizilerden falan haber veriyorlar. Meğerse benimki The Mentalist adlı bir dizide yer alıyormuş, hem de 2008’den beri. Hep lost lost diye gezmemek lazımmış, arada diğer dizilere de göz atmak gerekiyormuş.

Az önce pilot bölümü seyrettim ve hoşuma gitti. Jönümüz Patrick Jane isimli bir polis bişiysi. Evet bişiysi dedim çünkü henüz ne olduğunu anlayamadım. Polis değil ama polise yardım ediyor. İlk bölüm insanı tereddütte bırakıyor, çünkü adam medyummuş gibi birçok şeyi biliyor ama bir yandan da bunları etraftaki küçük bilgi kırıntılarından toparlıyormuş gibi görünüyor. Bu yazıyı yazmadan önce, ohhh benimki tam da benim sevdiğim konuda bir dizide oynuyor, saykik maykik hem de, hemen blogda bunu yazmalıyım dedim. Ama ilk bölümü izledikten sonra adam şarlatan mı yoksa gerçek medyum mu bilemedim. Bence siz de izleyin ona göre karar verin 🙂

Diğer sarışını merak edenler için geliyor: tıklayın