Kitap İnceleme: Ötekiler Arasında

En son söyleyeceğimi en baştan söyleyeyim:

Ben bu kitabı sevmedim.

 

3 günlük şehir dışı seyahatim sırasında okudum bu kitabı. Özellikle bunu seçmiştim çünkü hem ödüllüydü hem de herkes tarafından övülüyordu ve tavsiye ediliyordu. Uçak yolculuğu yapacaksam özellikle neşeli kitapları seçiyorum çünkü uçaktan korkuyorum. Bu yüzden uçak yolculuklarımın yegane yazarı Terry Pratchett’tır. Onun yarattığı evren her daim beni gülümsetiyor. Yolculuk sırasında eşime komik bulduğum kısımları okuyup onun da gülmesini beklerim ama henüz güldüğü olmadı. 🙂 Pratchett konusunda aynı espri düzleminde değiliz sanırım.

Bu kitaba dönersek kısaca: 15 yaşında ve perileri gören bir kızın sayıklamaları.

Kitabın bir yere kadarını kardeşinin ölümünden dolayı travma yaşayıp halüsinasyon gören veya şizofren olduğu için perileri görebildiğini sanan bir kızın günlüğü olarak rahatça okuyabilirsiniz.  Spoiler: “Halalarının da cadı çıkması ile iyice hasta olduğuna kanaat getirmiştim.” Spoiler

Seti ve İhsan Tatari (kitabın çevirmeni) gibi ben de ensest (çok kısa geçse de) muhabbetini anlamlandıramadım. Üstelik kızın bundan etkilenmemiş olmasına ise hiç inanamadım.

Sayfalarca akrabalarını anlatmasını  sevmedim. Kitaba ne katkısı oldu? Hiç! Sayfa israfı bildiğin. Oraları okumadan atladım.

Baş karakter olan kızı sevmedim, zaten yazar tercihlerinde ve bakış açısında da birbirimize benzer çok az yanımız var. Ben de Le Guin’i severim ama Heinlein aşığı olmasını anlayamıyorum. PKD’yi sevmiyor sadece Yüksek Şatodaki Adam kitabının bir ara lafı geçiyor. Zelazny’yi de sevmem mesela ben.Tiptree ile ilgili bazı görüşlerine ise ayrıca uyuz oldum. Kitap kulübünden arkadaşım Göknur ile kitap üzerine konuşurken kızda sinirimi bozan asıl şeyin ne olduğunu ise Göknur’un  “Ben her şeyi biliyorum havalarındaki ergen triplerini hiç sevmem.” demesi üzerine anladım.

Bir de ne hikmetse aşırı derecede başarılı bir kız. Bir aile ferdini kaybetmek büyük bir travmadır ama buna rağmen kızın derslerinde hiçbir kötüleşme olmuyor. Boşanma sürecinde bile çocukların nasıl etkilendiği düşünülürse kızın her derste (matematik hariç) başarılı olması ziyadesiyle saçma.

Bk ve fk severlerin kitapta ne bulduğunu çok iyi görebiliyorum; tüm bk ve fk severlerin bazen hissettiği gibi toplumdan farklı olma ve dışlanmışlık hislerini yansıtıyor (kitabın adı “ötekiler arasında”). Sırf bu dışlanmışlık yüzünden kahramanımız karass kurmak için büyü yapıyor zaten. Ayrıca okuduğu 150’den fazla kitaptan bahsediyor ve içlerinden birini illaki siz de okuduğunuzdan kendinize benzer birisini görüyormuş gibi hissediyorsunuz. Bu kitabı lisede veya ortaokulda okusaydım eminim çok beğenirdim.

Bana tek faydası Triton’u ve Karanlığın Sol Eli’ni artık okumam gerektiğini hatırlatması oldu.

Kitap Fuarı 2010


Merhaba!

Yine bir kitap fuarı yazısı ile karşınızdayım! Her sene alacağım kitapları bir excel tablosuna yazar, birçok sanal kitapçıyı inceleyip en uygun fiyat nerede tespit eder ve not alırdım. Bu seneki kitap fuarı için önceden hazırlık yapamamıştım. Eski excel dosyamı bilgisayarın derinliklerinden çıkarıp,geçen fuarda aldıklarımı sildim. 15 dakika kadar idefix’te gezdim, biraz kitaplığıma bakıp elle notlar aldım. En fazla 3-4 kitap alırım derken bu plansızlığımın sonucu ne oldu dersiniz? Tam 26 tane kitap aldım!
İlk olarak Laika Yayıncılık’ın standına uğrayıp, Anadolu Korku Öyküleri ve Göktuğ Canbaba’nın yeni çıkan kitabı Tılsım-ı Kudret’i satın aldım ve hemen imzalaması için kendisine uzattım 🙂 Blogunu da takip ettiğimi, arada Kayıp dünya’da yazılar yazdığımı söyledim. ( Şu aralar üzerinde çalıştığım bir yazı var, eğer bitirebilirsem KD’de okuyacaksınız) O sırada frp.net’in admini ile de tanıştım, ama şaşkınlığıma geldi böyle bir iki lafı bir araya getirip ayrıntılı konuşmadım.

Sonraki alışverişim kaçınılmaz olarak İthaki’nin standında gerçekleşti. Yine “Burada bir şey bulamam, okumak istediklerimin çoğunu aldım zaten.” derken, Neil Gaiman’dan Yokyer’i, Andreas Frangias’tan Veba’yı (standın başında duran arkadaş kitabı kendisinin okuduğunu söyleyerek tavsiye etti, ben de ayaküstü yaptığımız sohbet neticesinde kendisinin zevkine güvenip aldım), Terry Pratchett’ın Diskdünya’sının Türkçe’ye son çevrilen kitabı Faust-Eric ve Phillip Pullman’ın çok beğenilen serisi His Dark Materials’ı satın aldım.

Bütçemin ortasına bomba gibi düşen yayınevi ise Metis oldu. David Eddings’in Belgariad ve Mallaryon serilerinde, Barış Müstecaplıoğlu’nun Perg Efsaneleri, Yiğit Değer Bengi’nin yayıma hazırladığı 1002. Gece Masalları adlı kitapta harika indirimler vardı. Bu saydıklarımın hepsine 76 TL (20 adet) verdim. David Eddings’in kitaplarını online olarak bulma şansım elbette vardı ama yayınevlerini bu alanda teşvik etmek amacıyla kitap almakta fayda var diye düşünüyorum.

Kütüphaneme katılan diğer kitaplar ise Kazuo İshiguro’dan Beni Asla Bırakma, çok kez methini duyduğum ama almayı aklıma getirmediğim Sabahattin Ali-Kürk Mantolu Madonna ve Stephen King’in Yazmak Üzerine’si oldu.

Okudukça sizlerle yorumlarımı paylaşmaya çalışacağım. Bol bol okumanız dileğiyle!

Heyooo

Blogumun yeni adına sonunda karar verdim. Hani karar verdim dediğim öyle saatlerce düşünmedim. Şöyle kelime oyunlu bir şey olsun istiyordum ama aklıma yaratıcı bir şey gelmedi. Ben de Terry Pratchett’in Diskdünya serisinin ilk romanı olan The Light Fantastic’ten esinlenip blog’un adını “The Girl Fantastic” olarak değiştirdim.

Güzel haberlerim var. Sadık Yemni’nin Muska kitabına dair yorumlarım hazır gibi bu hafta içerisinde yayımlayacağım. Daha da güzeli elime tanıtım yazısı yazmam için bir kitap ulaştırıldı, oldukça kalın ve kapsamlıya benziyor, eğer altından kalkabilirsem bu yazının günlük bir gazetenin kitap ekinde yayımlanma ihtimali var ve bu beni çok heyecanlandırıyor. Pazartesi günü son finalimi olup bu işlere konsantre olmayı düşünüyorum.