Özgürlük Hapishanesi

Henüz bu kitabı okumadım sadece Kayıp Rıhtımdaki bu incelemesini okudum. Sıla Can kitabın ikinci hikayesindeki etkilendiği paragrafı yazısına taşımış.

“Henüz hiçbir insanın ayak basmadığı ve Tanrı’nın kararına göre kimsenin asla ayak basmayacağı bir çölün ortasında bulunan eşi bulunmaz değerli taş gerçek değildir. Çünkü gerçek yalnızca, en azından tek bir insan bilincinin bu kavramı oluşturduğu yerde var olabilir. Hayvanlar ve melekler ne gerçeği ne de gerçek olmayanı bilir, çünkü hayvanların kavramları yoktur, melekler ise salt tinsel özleri gereği kusursuz kavramlarla birdir.”

Bu paragraf benim de hoşuma gitti ve aklıma kimsenin olmadığı bir yerde devrilen ağacın ses çıkarıp çıkarmadığı sorusuyla benzer olduğunu düşündüm.

Evet bu kadar sadece bunu düşündüm ve paylaşmak istedim.

Sevgiler,
Hah bu arada iş buldum sonunda 🙂