Zoo City – Hayvanlılar Şehri

Birçoğumuzun önce bilim kurgu  ve fantastiğin klasiklerini bir okuyayım yeni kitaplara sonra geçerim diye düşündüğünü biliyorum. Ancak bu mantık yurt dışında piyasaya çıkan yeni eserleri geriden takip etmemize neden oluyor. Bu nedenle ben hem eskileri hem de yenileri aynı anda idare etmeye çalışıyorum. Ayrıca son dönemde yayın evleri yeni çıkan ve ödüllü kitapları çevirmeye başladı da, Türk spekülatif kurgu severler de günceli takip etme fırsatı yakaladı. Bu eserlerin arasından birçok kitabı Türkçe’ye çevrilmeden okumuş olmama rağmen, onlara dair yazıları kitaplar yayımlanmadan yazmayı henüz başaramamıştım. Yaşlı Adamın Savaşı bunların başında gelenlerden birisi. Ancak bu sefer bu kitabın piyasaya çıkacağını öğrenir öğrenmez işe koyuldum.

Zoo City, Lauren Beukes’un 2011 yılında Arthur C. Clarke ödülü aldığı romanı. Roman alternatif bir Güney Afrika’da geçiyor. Bu dünyanın bizimkinden farkı suç işleyen, özellikle birisini öldüren kişilerin bir hayvanla sihirli bir şekilde bağlanıyor olması. Belki bir ceza belki de vicdan azabının ete kemiğe bürünmüş bir hali olan bu hayvanlar, bağlandığı kişilerden asla ayrılmıyorlar. Ayrılmaya çalışıldığında ise kişide baş dönmesi, fenalaşma gibi etkilere neden oluyor ( size bir yerlerden tanıdık geldi mi? Evet Philip Pullman’ın His Dark Materials üçlemesi). Bu bağlanan hayvanlar her cinsten olabiliyor; bir ayı, bir kartal veya kaplanın yanı sıra kaplumbağa ve piton gibi hayvanlar da insanlara bağlanabiliyor. Baş kahraman Zinzi’nin hayvanı ise tembel hayvan. Ayrıca bu hayvanlar bağlandıkları kişilere de ufak sihirli güçler veriyor. Zinzi de hayvanı sayesinde kayıp şeyleri bulma yeteneğine sahip oluyor.
Kahramanımız uyuşturucu batağından yeni kurtulmuş fakat birilerine fena halde borcu olan bir kadın. Borcunu ödemek için düzenli olarak şu meşhur dolandırıcılık e-postalarından yaratıyor (hani şu Tanzanyalı zengin ve hapiste yatan iş adamı bankadaki milyon dolarını kurtarmak için yardım istiyor ya 🙂 ) Fakat  ünlü bir müzik yapımcısı kayıp müzik grubu üyelerini bulma konusunda dolgun bir ücret teklif edince, tüm borçlarını ödemek için bu işin üzerine atlıyor ve olaylar gelişiyor.
Kitapta hayvan bağlanmasının mevcut toplumda ayrımcılığa yol açtığını ve hayvanlıların şehrin Zoo City isimli bölgesinde yaşamak zorunda kaldığını görüyoruz. Bunlar Güney Afrika’da gerçekte ırklar arasında yaşanmış ve yaşanmakta olan şeylerin kitaba bir yansıması olabilir diye düşünüyorum.
Kitap okuyucuyu olayların içine aşama aşama sokuyor ve birden bilgi yüklemesi yapmıyor. Özellikle hayvana nasıl sahip olunduğu, bunun ilk nasıl başladığı hayvandan ayrılınırsa ne olduğuna dair bilgiler kitapta ilerledikçe aktarılıyor. Orijinal dilinde okumanın kötü bir etkisi de olmadı değil; Güney Afrika ingilizcesinin bol bol kullanılması sebebiyle bazı bölümleri anlamakta zorluk çektim.
Doğruyu söylemek gerekirse bu kitaptan bir hafta önce aynı ödül için yarışan “The Dervish House”‘u okumuştum ve çok beğenmiştim. Zoo city ondan sonra biraz zayıf kaldı. Fakat jüri Zoo City’i ödüle layık görmüş. Diğer bir aday olan “Monsters of Men” ise hala okunmayı bekliyor.
Bu kitaba bilim kurgu denmesine ve üstüne üstlük Arthur C. Clarke bilim kurgu ödülü verilmesine ise hiç anlam veremedim. İpucu vermeden anlatamayacağım bazı şeyler yüzünden “urban fantasy” türüne daha yakın olduğunu düşünüyorum. İnternette biraz araştırma yapınca benim gibi düşünen başkaları da olduğunu gördüm. Hoş siz şimdi “hoop sen jüriden daha mi iyi bileceksin hangisi bk hangisi fk!” derseniz cevabım yok. Ama ben bu kitaba bk diyemiyorum. Sizin bu konudaki fikriniz nedir?

“Zoo City – Hayvanlılar Şehri” için 2 yorum

  1. Bence de pek bilim kurguya benzemiyor. Ama eğlenceli gibi görünüyor 🙂 Hayvanla bağlanmaları durumu bana Altın Pusula’yı anımsattı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir