Kitap İnceleme: The Accidental Time Machine

The Accidental Time Machine

 

Bu haftanın kitabı yine bir bilim kurgu. Zamanda yolculuk makalemi yazarken varlığından haberdar olduğum bu kitabı okumaya ancak vakit bulabildim. Öncelikle şunu söylemeliyim henüz Türkçe’ye çevrilmedi, bu nedenle okumak istiyorsanız yurt dışından sipariş etmek durumundasınız. Joe Haldeman’ın ismini İthaki’den yayımlanan Bitmeyen Savaş ve Bitmeyen Barış kitaplarından hatırlıyor olabilirsiniz.  Ben henüz onları okumadım ama bu kitaptan sonra okuma listemde ön sıralara çekebilirim.

Okumaya devam et “Kitap İnceleme: The Accidental Time Machine”

Senin Düş Haritan Var mı?

Perdido Street Station original cover art

Ben bir düş dünyasında yaşıyorum. Bugün Müge’nin de izniyle atladım dünyamın haritasını sizlerin karşısına geçtim. Ben bilim kurgu ve fantastik üzerine kafa yorarım. Küçüklükten kalma bir aksaklık benimki, dünyayı hep hayalperest gözlüklerle görüyorum. Sanırım bu sayede daha da mutlu oldum. Çünkü olabilecek bir çok kötü olayı ve iyisini okuduğum satırlarda yaşadım. O süreçte şunu fark ettim.

Bizler, Türkiye’de yaşayanlar fantastik insanlarız. Masallar ve efsaneler her köşebaşını tutmuş. Belki sizin benim gibi mezarlıkta havada asılı duran parlak bir cisim görünce ateş eden avcı bir akrabası yoktur. Ya da dedemlerin köyüne bir şey musallat olmuş ve iki çobanı götürmüş diyen üniversitede bir arkadaşınız olmamıştır. Ancak eminim sizin de en azından nineniz ya da dedeniz veya anneniz masallar, efsaneler anlatmıştır.

Peki fantastikle dolu hayatımızda, fantastiğin ne olduğunu merak edip de düşündük mü? Sanırım çoğunuzun bu soruya cevabı hayır olacak. Fantastiğin masallarda başlayıp bittiğini düşünen ya da sadece ejderhaların, kılıcın ve büyünün alemlerinde var olduğunu düşünenleriniz vardır. Halbuki fantastik geniş bir düş denizinde milyonlarca minik adada yaşar. Fantastiğin içinde kırlar ve ormanlar yerine şehirde geçen hikayeler de vardır, bilim kurgu yağmurlarında yıkanıp ikisi de olmayanı da. Fantastiğin içinde anlaşılmaz ve garip olan da, geçmişe özenen ve buharlı makinelerin ışığında yayılanı da vardır. Fantastiğin içinde iliklerinize yavaşça işleyen efsun da vardır, sadece sihrin hüküm sürdüğü dünyalar da vardır.

Her alem içinde başka alemler de barındırır. Kültürlere göre değişir fantastik, ama zamanında ünlü bir edebiyatçının söylediği gibi iki türe indirgenebilir de.

  • Kahraman bir yolculuğa çıkar ve maceralar yaşar,
  • Kahramanın yanına bir şey gelir ve macera yaşar.

Peki bu maceranın içinde biz Türkiye’de yaşayan hayalperestlerin işi ne? Bu sorunun cevabı neyi düşlediğimizde saklı. Düşlerimizi kendi yöntemlerimizle anlatabilmemiz ve onları okutabilmemiz gerekli. Bunun için de bizden önce düş kurmuşları tanımamız gerekli. Onları tanımalıyız ki anlatımda buldukları teknikleri öğrenebilelim. Onları tanımalıyız ki onların düşlerinin bizde yansımaları var mı görelim. Onları tanımalıyız ki bilginin ve kültürlerin iç içe geçtiği şu ilginç zamanlarda kendimizi bulabilelim.

Ne yazık ki dünyadaki tüm dillerde basılan tüm fantastik eserleri ya da onların en iyilerini dilimizde göremiyoruz. Çok dar bir türe sıkışmış fantastik kitaplar arasından seçim yapmaya yolumuzu bulmaya çalışıyoruz. Bu sıkıntıyı aşmalı ve dünyadaki düşlere dokunmayı öğrenmeliyiz. Bu toprakların fantastiğini ya da bilim kurgusunu yapmak için önce dünyanın bilim kurgu veya fantastiğini öğrenmeliyiz.

İyi okumalar, düş haritanızda yeni kıtalar bulmanız dileğiyle.

Gökçe Mehmet AY

http://turkcebkf.wordpress.com