Eylemegeçememe

Hitit Güneşi sitesinde gezerken şu yazıdaki linke uğradım. Size daha önce de procrastinator olduğumu, hatta feci derecede procrastinator olduğumu söylemiştim. Bu durumumun sebeplerini zaten kendim keşfetmiştim ama düzeltmek gibi bir niyetim yoktu açıkçası. Linkteki yazıyı okurken benim durumumun klasik sebepler arasında yer aldığını gördüm 🙂 Buyrun okuyun:

Lack of confidence, sometimes alternating with unrealistic dreams of heroic success, often leads to procrastination, and many studies suggest that procrastinators are self-handicappers: rather than risk failure, they prefer to create conditions that make success impossible, a reflex that of course creates a vicious cycle.

Özellikle son satır benim çok sık yaptığım bir şeyi anlatıyor. Hayatımın her alanında bunu yapıyorum. Bu sebeple yazmaya niyetlendiğim ne makaleleri ne de hikayeleri bitirebiliyorum. Sürekli istediğim kadar iyi olmayacağını, demek istediklerimi iyi ifade edemeyeceğimi düşünüyorum. Bitirdiğim yazılarımın çoğunu tekrar okuduğumda aklımdakileri düzgün ifade edememişim, yazı eksik kalmış gibi geliyor. Sırf nasıl olsa istediğim gibi olmayacak diye yazmaktan vazgeçiyorum.

Eylemegeçememe de benim procrastination’ın Türkçesi olarak uydurduğum bir kelime 😀 Nasıl olmuş? 🙂

Ama bakın Asimov aşağıdaki videoda ne diyor:

“I’ve got this beautiful mind and it’s going to die and all be gone. Then i say, “Not in my case!”. Every idea i have ever had, i have written down and it’s all there on paper and i won’t be gone, i will be there.

Yeni Dizi Arayışları


Geçenlerde burada size The Mentalist dizisini izlemeye başladığımı ve çok beğendiğimi söylemiştim. Mentalist’in tüm bölümleri bitmesin diye oyalanmak için House M.D. seyretmeye başladım, House’u da çok sevince baktım olmuyor o da bitmesin diye Doctor Who’ya başladım. Ama işin kötüsü 10. doktora aşık olunca (sevgilim duymasın) elimdeki bölümler bitmesin diye dizi işine ara vermiştim. Sonra yine sıkıldım tabii bu sefer de Fringe izlemeye başladım, o da 2. sezon itibariyle fena sardı mı beni, yayımlanmış tüm bölümleri izledim rahatladım. Ama kurtlandım yine, yeni dizi arayışına geçtim, bu sefer de Misfits’e sardım, iyi ki de sardım. Konu ne zaman fotoğrafa bağlanacak diye sabırla okuyanlara teşekkür ediyorum. 🙂

Diğer saydıklarımın tersine (Dr Who dışında) bu dizi İngiliz menşeili o yüzden daha farklı bir duruşu var. Temel konunun benzerliği sebebiyle Heroes ile karşılaştırılsa da bunun dışında pek bir benzerlikleri yok. 5 sıradan gencin süper güçler kazanması üzerine gelişen olaylar anlatılıyor diyerek basite indirgeyebiliriz. İlk 2 bölüm biraz durağan gelse de karakterlere alışıp da yakından tanımaya başlayınca zevkle takip etmeye başlıyorsunuz. Uzun uzun şöyle oluyor böyle oluyor şunun süper gücü bu diye anlatmak istemiyorum. Anlatınca tadı kaçıyor zaten. Hatta siz bu yazıyı okuduktan sonra hani birkaç yere daha bakayım demeyin fena spoiler yiyebilirsiniz, ben yaşadım oradan biliyorum. Yalnız +18 bir dizi olduğunu söylemeden geçmeyeyim, İngilizce küfür hazinenizi geliştirebilirsiniz, bol bol olmasa da sıkça sevişme sahnesi var. Yeni ilişkiye başladığınız sevgilinize “Hayatım bak yeni bir dizi buldum çok iyiymiş, haydi beraber izleyelim.” demeyin mahçup olursunuz. En kötü tarafı ise bir sezonun 6 bölümden oluşması ve şu an sadece 2 sezon yayımlanmış olması, ama 3. sezon anlaşması yapılmış. “Off hep aynı dünyayı kurtaran süper kahraman saçmalıkları bıktım yahu!” diyenlerdenseniz bence bir göz atın.

Sevgiler,