sarı laleler

aslında aklımda başka bir başlık vardı ama tam başlığı açarken sarı laleler çalmaya başlayınca dedim ki bu olsun:) beni kalbimden vuran bir şarkıdan bahsetmek istemiştim bugün, adnan’ın bana hazırladığı bir cd vardı, içinde opeth, sentenced bi de anathema’nın şarkıları vardı. şöyle bi dinleyeyim dedim. rastgele çalmaya başladı. ve müthiş bir parça! parisienne moonlight. kadının sesi muhteşem, dinle dinle ağla. ağlamamak için pek dinlemiyorum.

bu arada sarı laleler de çok hoş bir parça hakkını yemeyelim şimdi.

sınav canavarı

Buyrun benim!!!

Bıktım artık sınavlara girmekten, mülakattan mülakat koşmaktan.Artık birileri işe alsın da yeni hayatıma başlayayım. Aslında öyle sıkıntılı konumdayım ki. Hayal bile kuramıyorum çünkü gerçekleşmesini istediğim her şey bir işim olmasına bağlı. Bense gittikçe ümidimi kaybediyorum. Zaten duygusal hayatım ayrı bir karmaşa. Tam bunları yazarken üstüne bir de Sezen’den “farkındayım” çalınca daha bir mahvoluyor insan.

“yazmadığın bir hikayede uzun ya da kısa vadede az biraz keşfediyorsun”

Tamam o zaman diyorum bazen, vazgeç!, vazgeç ve yenilgiyi kabullen, şimdiye kadar ki bütün hayallerimizi çöpe at. Ama onu da kabullenemiyorum. Yaparım diyorum, benim neyim eksik diyorum. Kendimle kavga ediyorum, bağırıyorum, çağırıyorum. Henüz bir sonuç alamadım. Sonra geçmişe bakıyorum ne kadar yol aldığımı fark ediyorum. Sen bilmediğin bir memlekete daha oranın dilini konuşamadan gittin, gece yarısı tanımadığın zencilere yön sordun, tek başına sokaklarda yürüdün, bunları mı yapamayacaksın diyorum kendime.

Umarım yakında buraya iş bulduğumu da yazarım.

the lord of the rings

uzun zamandır yazıcam diye aklımda tutuğum bişi var.yatmadan önce onu da yazayım dedim.hani hülya ile lord of the rings oynuyoruz ya.işte her levelin başında filmden kısa görüntüler veriyolar (hoş ilk levellerdeki görüntüler pek kısa değil ama). o görüntülerin birinde merry ile pippin entle karşılaşıyolar ve kaçmaya başlıyolar.orda hobbitlerden biri bişi söylüyor.hülya da bana sordu ne diyo burda,anlayamadım ben, ” randeri” ne demek diye. ben doğrusunu söyleyince koptuk tabi:)))

peki ne mi diyodu hobbit?
“run merry!”

hüzün

evimizin önündeki kavşakta yol çalışması var. geçen gün bu yüzden eve gitmek için yolumu değiştirmek zorunda kaldım. ilkokulumun önünden geçtim. eskiden evden okula yürüdüğüm yollarda tekrar yürüdüm.birçok ev yıkılmış, bazılarının yerine yenileri yapılmış. köşedeki bakkal duruyor ama.okulu da yurt yapıyorlarmış şimdi.bahçe kapısının üstünde hanımeli duran iki katlı ev, bir de tahta perdeli ev yerinde duruyordu.tuhaf bir şekilde sevindim. aklıma yeni türkünün telli telli şarkısı geldi.

“biz büyüdük ve kirlendi dünya”.

ben çocukluğumu en çok ne zaman özlüyorum biliyor musunuz? akşam üzeri, güneş batmış, ışık azalmış, arkada akşam ezanı okunurken sokaklarda oynayan çocukları görünce.sanki içimden bir parça kopuyor. o günleri eksik yaşamışım gibi geliyor. garip bir duygu.

ordan burdan, ortaya karışık


Bugün öyle kafama ne eserse onu yazayım dedim.Biraz da gözlem gücümden faydalanacağım.
Aşağıya hemen bir fotoğraf ekledim.Son İstanbul ziyaretimde çektim.Ben ilk gördüğümde pek bir güldüm umarım sizi de güldürür.Tabi fotoğrafı anlayabilmek için Yu-ma-tu olayını da bilmeniz gerekiyor.Onu da bir zahmet ekşi sözlükten okuyunuz.buyrun link altta.

http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=yu+ma+tu

Bugün Hülyayla buluşalım dedik.Aynı şehirdeyiz ama pek görüştüğümüz yok.Bir kafeye gittik oturup muhabbet ederiz hem bi yandan da cappuçinomuzu içeriz dedik.Hay demez olaydık.Çok iğrenç bir şey geldi ki kahve demeye dilim varmıyor.Ben biraz zorla morla içtim.Hülya tutturdu bu cappuçino tuzlu diye.Duruyo duruyo “yok yok bu tuzlu!” diyo.Öldürdü beni gülmekten.

Bir de bugün orada otururken aklıma bişi geldi.

“yalnız masa”

nedir yalnız masa?bence boş olan bir masa yalnız değildir.Sandalyeleri olmayan bir masa yalnız bir masadır.Öyle tek başına durur, etrafında birşey yoktur.Pek bir hüzünlüdür sanki.Yine masalık görevini yapar üstüne bişi koyarsın ama yalnızdır işte.Eksiktir belki bilmiyorum.Bu da öyle bir fikir işte!